Ben hiç giden olmadım

Dizüstü Edebiyatın yeni kitabı

Ben hiç giden olmadım

Bayıldım…

Konusuna, komikliğine, hüznüne…

Uzun zamandır bu kadar keyifli bir kitap okumamıştım. Aşkı, genç kızlığı, hayatı yeniden sorgulatan, eskileri hatırlatan; bazen kahkahalarla güldürüp bazen de gözleri dolduran tatlı, hoş, hafif ve bir o kadar da gerçek bir hikaye okudum.

Dizüstü Edebiyatın yeni kitabı, Ben Hiç Giden Olmadım.

Hayatından çıkıp giden erkeklerin ardından bakmaya alışık bir kadının, yeniden aşık olduğunu bile zar zor fark edip yeni aşkına yürüyüşünü anlatan bir kitap…

Biraz da düşündürüyor gidenler üstünde… Giden erkekler yüzünde kim bilir kaç kez canı yanmış ama yine de aşktan vazgeçmemiş kadınlar üstünde… Gidenlerden sonra mutlaka doğru bir kalanın geleceğine inanan kadınlar üstünde…

Kadınca bir inançla, kadınca bir umutla hayattan kopmayanlar üstünde düşünemizi sağlıyor kitap… Tatlı, minik aşkların bıraktığı izlere basa basa gerçek aşka yürmenin ne kadar zevkli olduğunu görmeden sadece acısını yaşayan yanımıza hitap ediyor. Yirmi altı bölümde, siz tam bir sonuca varmışken kahramanlarını sizin için ayrıca konuşturarak merak duygunuzu gideriyor, böylece kitabın sonu hakkında yavaş yavaş fikir sahibi oluyorsunuz, büyük bir sürpriz beklemeyin ama emin olun, çok hoş bir yolculuğa çıkacaksınız.

Bir de dili var tabii… Bütün kadınların iç sesinin yükseldiği, hepimizin kendi kendimize ancak söylediklerimizi, bizim yerimize yazıp bizim yerimize konuşan bir Renda var romanda baş rolde.

Kimseye benzemiyor Renda ve bir o kadar da hepimiz gibi işte! Kırgın, kızgın, tahminci, umutlu, aşık…

Beklentisi çok hayattan, bol bol hata yapıyor üstelik, hepsinin farkında. Üstelik bazen de isyetek yapıyor hataşarı… Anında kendine kızarak ama kendinde en küçük bir değişiklik yaratmaya çalışmayarak… Hayatın onu kendi kendine değiştirmesini bekleyerek… Güzel değil, çirkin değil, akıllı, farkında ama kötü değil… Kalbi temiz, öyle olduğu gibi… Kafa yormayı çok istemiyor hayata ve istemedikçe daha çok yormak zorunda kalıyor.

Tanıdık geldi mi hanımlar?

Bu kitabı farklı kılan bir başka nokta da erkek kahramanlarını konuşturması. Erkeklerin dünyasını da keşfediyorsunuz okurken… Onların da aslında zaman zaman da olsa kendilerine bazı gerçekleri itiraf ettiklerini görüp seviniyorsunuz.

Renda’nın komik, iğneli ve tatalı üslubuyla siz de eski aşklarınızla dalga geçiyor, ne kadar boş şeylere üzüldüğünüzü hatırlıyor, gerçek aşkın nasıl farklı, özel ve güzel olduğunu bilmenin mutluluğunu yaşıyorsunuz. Bu acayip ve istem dışı zorlamaların, yanlış tercihlerin, yapılan hataların adına büyümek dendiğini yeniden keşfediyorsunuz. Geri dönüp okumadığım ne kadar serisi varsa hepisni okuyacağım. Yaz için bundan daha şahane bir tercih olamaz!

Tülay Gürler Kurtuluş’un Yazısı

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: